Türkiye'de Kütüphane Sayısı

2008-02-28 23:51:00

Toplam 1.434 kütüphanemiz var!!

 

Türkiye’deki kütüphanelerde bulunan kitap sayısı Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında çok düşük kalıyor. 80 milyon nüfuslu Almanya’nın kütüphanelerinde 150 milyon kitap bulunurken, 70 milyonluk ülkemizde sadece 13 milyon kitap var. Uluslararası Kütüphane Dernekleri Federasyonu (IFLA) standartlarına göre; Türkiye’deki halk kütüphanelerinde 123 milyonu aşkın kitabın bulunması gerekiyor. 5 milyon nüfuslu Finlandiya’da bin 202 kütüphane bulunurken Türkiye’de bu rakam sadece bin 434.

 

Yine IFLA standartlarına göre, bir ülkede ortalama 10 bin kişiye bir kütüphanecinin hizmet vermesi gerekirken, Türkiye’de bu rakam 70 bin kişiye bir kütüphaneci şeklinde. Finlandiya’da kütüphaneci sayısı bin 500 iken Türkiye’de bu sayı 295. Halk kütüphanesi rakamlarında da Avrupa’nın gerisindeyiz. 2000 yılı verilerine göre Almanya’da 11 bin 332, Fransa’da 4 bin sekiz, İngiltere’de 4 bin 937 ve İspanya’da 5 bin 209 halk kütüphanesi var.

 

1993—2000 yılları arasında alınan bazı istatistikler, kütüphaneyi kullananların sayısında bir azalma olduğunu gösteriyor. 1993 yılında 21 milyon kişi kütüphanenin yolunu tutarken, bu rakam 1998’de 20 milyon, 2000’de de 19 milyon kişiye düştü. Yetkililer bu durumun nedeni olarak kütüphanelerinin değişen dünyada toplumun isteklerini karşılamaktan uzaklaşmasını, yeni teknolojilerden faydalanılmamasını, bilgiye ulaşmada mesai saatinin uygulanmasını gösteriyor.

 

 

Kütüphaneler mesaiye takılıyor

 

Öğrenci, akademisyen ya da bir kitap kurdusunuz; aynı zamanda devam etmek zorunda olduğunuz bir okulunuz, çalışmak zorunda kaldığınız bir işiniz var. Bu durumda kitap tutkunuzdan vazgeçmeniz gerekiyor; çünkü kütüphaneler sadece mesai saatlerinde açık.     

 

 

Saat 17.30’a yaklaşıyor. Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bir gün daha bitmek üzere. Araştırmacı Turhan Feyizoğlu’nun çalışması yine yarım kalıyor. Ertesi gün de hafta sonu. Pazartesiye kadar beklemek zorunda artık. Zira, 120’nci yaşını bu sene dolduran kadim kütüphane, cumartesi ve pazar günleri kapalı.

 

Bu durumdan rahatsız olan sadece Feyizoğlu değil. Kurumun kendi çalışanları da kütüphanenin hafta sonu ve tatillerde açık tutulması gerektiğini söylüyor. Neden çalışmadığı konusunda ise herkesin sunduğu bahane farklı. Kimi yetişmiş personel azlığından bahsediyor kimi de teknik yetersizlik ve ekonomik sıkıntılardan...

 

Türkiye’de kütüphaneler ihtisas, halk, üniversite ve çocuk kütüphaneleri şeklinde sınıflandırılıyor. Hepsinin kendine has bir sistemi var ve çalışma saatleri kurumların bizzat kendisi tarafından belirleniyor. Ancak, bu zaman tespiti konusunda hangi kriterlerin esas alındığı belli değil.

 

İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürü Doç. Dr. Ahmet Bilgili’ye göre, kütüphanelerin çalışma saatleri okura göre belirlenmeli. Sebebi ise gayet basit: “Kütüphanelerin kültürel kalkınmaya çok büyük etkisi var.” Bu etkiyi en üst seviyeye çıkarabilmek için eldeki malzemeyi iyi kullanmak gerekiyor. Kültür Müdürü, bu mekanların toplumun gözünde cazibe merkezi olmasını yegane hedef olarak ortaya koyuyor: “Personelimiz, görevli olduğu kütüphaneye okuyucu geldiği zaman sevinebiliyorsa biz bu işi halletmişiz demektir.”

 

Açılış kapanış saatleri

 

Aslında iş sadece açılış ve kapanış saatlerini düzenlemekle bitmiyor. Çünkü söz konusu işlemin yapılabilmesi için başka faktörleri de harekete geçirmek gerekiyor. Binaların mimarisinden temizliğine, çalışanların iletişim kurabilme kabiliyetinden kütüphaneleri sosyal hayatın bir parçası haline getirmeye kadar bir dizi çalışmayı kapsıyor. Kütüphanelerin eksikliklerinin “Buraların birçok problemi var, tamam ama vatandaş da okumuyor ki” düşüncesinden hareketle giderilemeyeceğine dikkat çeken Bilgili, “Bize düşen görev, buraları fonksiyonel hale getirmektir” diyor.

 

Ahmet Bilgili; Beyazıt, Süleymaniye, Milli Kütüphane gibi akademisyen, üniversite öğrencisi ya da araştırmacılara yönelik ihtisas kütüphanelerini geliştirmekten yana. Toplumun şekillenmesinde diğerlerine nazaran daha aktif olan halk kütüphanelerinde ise bir dönüşümü gerekli görüyor. “Hatta ihtisas kütüphanelerinin kendilerine has amblemi, çalışma şeması olmalı” diyen Kültür Müdürü, halk kütüphanelerini ise konferans salonu, kafeterya gibi sosyal mekanlarla destekleme düşüncesinde.

 

Eğitimsiz insanlar çalışıyor iddiası

 

Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Didar Bayır, problemin en önemli unsuru olarak kütüphanecilik eğitimi almayan kişilerin buralarda görevlendirilmesiyle yaşandığı fikrinde. Kütüphaneci olmayan birine işin vasfını anlatabilmenin çok zor olduğunu söyleyen Bayır’a göre, kütüphanelerde fonksiyonel olarak bir kargaşa yaşanıyor. Orta öğretim kurumlarının birçoğunda —bazı özel okullar hariç— kütüphane olmadığına vurgu yapan Bayır, “Böyle olunca bu çocuklar halk kütüphanesine girmek istiyor, buralardan da üniversite kütüphanelerine, ihtisas kütüphanelerine yönelme oluyor. Oysa ihtisas kütüphaneleri araştırmacıların, üniversite kütüphaneleri öğrencilerin, halk kütüphaneleri ise genel olarak toplumun ihtiyaçlarına cevap vermek üzere tasarlanmıştır” diyor.

 

Didar Bayır, kütüphanelerin, özellikle halk kütüphanelerinin insanların yoğun yaşadığı yerlerde akşam geç saatlere kadar açık kalması gerektiğini söylüyor. Kütüphanelerin hafta sonları kapanmasıyla ilgili olarak, sağlıklı bir çözüm bulunmasının şart olduğunu ifade eden Dernek Başkanı, personeli de, kütüphaneden faydalanmak isteyenleri de mağdur etmeyecek bir düzenlemenin yapılabileceğini belirtiyor. Bayır’a göre, ekonomik yetersizlikler de önemli bir sorun: “250—260 milyon liraya İngilizce—Osmanlıca bilen kütüphaneci aranıyor. Bu paraya kimi çalıştırırsınız ?”

 

Türkiye’deki tüm kütüphaneler hafta sonu kapalı değil. İstisnası ise Türkiye’nin en iyi kütüphanelerinden biri olarak bilinen Türkiye Diyanet Vakfı’na bağlı İslami Araştırmalar Merkezi Kütüphanesi. 3 bin üyesi bulunan kütüphane 150 bin kitap, 60 binin üzerinde süreli yayınla Türkiye’nin en büyük kütüphanelerinden biri. İSAM Kütüphane ve Dokümantasyon Müdür Yardımcısı Mustafa Birol Ülker, vakıf kütüphaneleriyle devlet kütüphaneleri arasındaki en temel farkın çalışma ölçüleri olduğunu, bu yüzden kendi kurumlarında mesai saati uygulamadıklarını söylüyor. Kütüphane haftanın her günü açık.

 

Kamuoyundaki yaygın kanının aksine Türkiye’de kütüphane sayısı az değil. Hatta üniversitelerin ilgili bölümleri fazla mezun verdiği için istihdam sorunu bile çıkıyor. Kütüphanecilik konusunda en yetkili isimlerden Prof. Dr. Meral Alpay’a göre, kütüphane sayısı eksik değil, kütüphaneci sayısı çok fazla: “Doğru öğretim planlaması yapılmadığı takdirde mezunların, iyi yetiştirilmiş olsalar dahi, iş bulamama riski var. İhtiyaçlar belirlenmeden öğrenci yetiştiriliyor.”

 

Arşivcilik bölünün ismi değişti

 

Kütüphanecilik ve arşivcilik bölümleri bilgi ve belge yönetimi adı altında birleştirildi. Bu uygulama 2004—2005 eğitim yılından itibaren yürürlüğe girdi. Bu uygulamanın iyi bir çıkış olduğunu savunan Prof. Alpay, bu sayede hem kütüphane, hem müze hem de arşivlerde çalışan bilgi ve belge yöneticileri yetiştirileceğini ifade ediyor.

 

Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi, İstanbul’da en fazla okuyucuya sahip kütüphane. Günlük okuyucu sayısı asgari 300 kişi. Yetkililer, bu rakamın cumartesi günleri daha da arttığını, yoğunluk nedeniyle bazen oturacak yer bulamayanların olduğunu söylüyor. Hafta sonu tek gün çalışan kütüphane, pazar hariç 08.30’da açılıyor, 17.30’da kapanıyor. Kütüphanenin müdavimlerinden Ahmet Yıldırım, Marmara Üniversitesi’nde okuyan bir öğrenci. Haftada en az bir gün bu kütüphaneye gelen Yıldırım’ı en fazla kütüphanenin erken kapanması üzüyor. Kütüphanelerin akşam 22.00’de kapanması gerektiğini söylüyor. Aynı kanaati, 26 yıldır bu kütüphanede çalıştığını söyleyen bir memur da paylaşıyor. İsmini vermeyen memur, çalışma düzenini tesis etmenin zor olacağını, fakat bunun üstesinden vardiya usulü ile gelinebileceğini dile getiriyor.

 

Kütüphane kullanıcısını mağdur eden tek olumsuz sebep zaman kısıtlaması değil elbette. Kapalı kütüphaneler de okurları zor durumda bırakıyor. Kapanma nedenleri ise birbirinden ilginç: görevli memurun emekli olması, binanın depremde hasar görmesi ve onarım faaliyetleri. 13 bin kişinin yararlandığı Pendik Güzelyalı Halk Kütüphanesi, görevli memur bir yıl önce emekli olduğu için kapalı. Kınalı, Burgazada, Büyükada çevresine hizmet veren Heybeliada Kütüphanesi de yine emeklilik kurbanı. Bu nedenle kütüphane 2001 yılından beri açılmıyor. Yazma eserlerin bulunduğu Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi ise depremzede. 1999 Marmara Depremi’nden sonra kütüphanenin kapısına kilit vurulmuş.

 

www.aksiyon.com.tr

 

4498
0
0
Yorum Yaz